BALKANTÜRKSİAD’ın eski dönem yönetim kurulu üyelerinden; Engin Gümüştaş
Gerek iş hayatındaki tecrübeleriyle gerekse de BALKANSİAD’daki konumu itibariyle önemli bir bilgi birikimine sahip olan Engin Gümüştaş ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşimizde mesleğinin tarihçesi ve yeminli mali müşavirlik mesleğinin inceliklerini bizlerle paylaştı. Kendisi iş hayatı boyunca birçok alanda faaliyette bulunmuş, siyasetle ilgili cesurca atılımlarda bulunmuş bir iş adamı.
BALKANTÜRKSİAD yeni dönem yönetim kurulu üyesi sayın Engin Gümüştaş öncelikle sizi tanımak isteriz. Kısaca kendinizden bahsedermisiniz?
Öncelikle BALKANTÜRKSİAD’a ve şahsıma göstermiş olduğunuz ilgi ve teveccühe teşekkür ederim. Kendimden bahsedecek olursam, anne Kırım baba Girit kökenli olan bir ailenin çocuğuyum. Kısacası hem mübadil hem muhacirim. 1979 yılında Cumhuriyet’le beraber İstanbul’dan Ankara’ya taşınan, kökleri Osmanlı yönetimlerine giden Siyasal Bilgiler Fakültesi yerine tekrar İstanbul’da kurulmasına karar verilerek kurulan İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nin ilk dönem mezunlarından biriyim. 37 yıllık hayat arkadaşım ve 30 yıllık eşim İTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu. M.S.U. İç Mimarlık mezunu Detroit’de çalışan bir kızım ve 13 yaşında bir oğlum var.
İş hayatıyla yolunuz ne zaman kesişti? Şu anda ne iş yapıyorsunuz ve daha önce üstlendiğiniz görevleri öğrenebilir miyiz?
Okurken kamuda denetim görevinde yer almak ve yurttaşlara hizmet ederken adil olmak gibi hedeflerim vardı. 1983 yılında mezun olduğumda kamu sınavlarına girecektim. Ancak iktidara gelen Anavatan Partisi Hükümeti kamuda tasarruf yapma kararı verdiğinden bütün genel bütçeli bakanlıkların sınavları iptal edilmişti. Bir tek iptal edilmeyen özerk bütçeli Sayıştay Başkanlığı’nın Denetçilik Sınavı gerçekleştirildi. O sınavı kazanarak kamu hizmetine başladım. O günlerde yapılan denetim şeklinin yetersizliğini ve etkisizliğini, üye seçimlerinde ise kurumun siyasallaştığını görünce meslekten ayrılmaya karar verdim. O dönemde İçişleri Bakanlığı’nın Kaymakamlık sınavlarına girme imkânı biz Siyasallılara yasadaki “bilgiler” kelimesinin bizim fakültemizde “bilimler” olması nedeniyle verilmiyordu. Ben de o günün Maliye ve Gümrük Bakanlığı’nca açılan Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü Gelirler Kontrolörlüğü sınavına girerek kazandım ve göreve başladım. Bakanlıkta ilk verilen kimliğim bugün Bursa’mızın sanayicisi ve o dönem Maliye ve Gümrük Bakanımız sayın Ahmet Kurtcebe Alptemoçin Bey tarafından imzalıdır. 11 yıl süre ile yaptığım kamudaki denetim teftiş ve soruşturmaya yönelik görevlerden başka daha sonra Maliye Bakanlığı da yapan Genel Müdürümüze özel danışmanlık yaptım. Bu süreçte son yıllarda ülkemizde değiştirilerek uygulanan ancak temelleri o zaman atılan bazı projelerin hazırlanmasında görevler aldım. 1994 yılının sonunda yeni genel müdürümüz tarafından önerildiğim göreve sayın bakanın uygun görmemesi nedeniyle önerilen diğer görevleri de uzmanlık alanım olmadığı için faydalı olamam diye reddederek istifa ettim ve kamudaki görevimden ayrıldım. Ankara’da bir holdingde mali koordinatör olarak çalışmaya başladım. Kurumsal olmak niyeti ile beni alan bu şirketteki profesyonelleşme sürecinin ömrüme sığmayacağını şirketin ömrünün de buna yetmeyeceğini anlayınca 1995 yılı sonunda da özel sektördeki çalışma hayatımı sonlandırıp Yeminli Mali Müşavir olarak Bursa’da serbest çalışmaya karar verdim.
Bu mesleği neden tercih ettiniz? İkincisi firmanın ismi nereden geliyor?
Yeminli Mali Müşavirlik unvan olarak 1989 yılında 3568 sayılı yasa ile ülkenin mali literatürüne giren bir meslektir. 1990 yılında küreselleşme ile başlayan ve1995 yılında imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması ile Türkiye’nin sanayileşmesinin önünü açan gelişmeler, özel sektör ile kamu mali idaresinin de birbiri ile uyumlu gelişmesini hedef almıştı. Bu nedenle yapılan yasal düzenlemede iki yapı arasında sağlıklı iletişimi kuracak, iki yapının da sıkıntı ve ihtiyaçlarını anlayacak üst düzey birikimli yetişmiş insanlara ihtiyaç vardı. Bu kadronun bir kısmı özel sektörde bir kısmı kamudaydı. Bu iki grubu bir araya getiren yasa Yeminli Mali Müşavir unvanı ile çalışacak mali ombudsmanlara ihtiyaç doğuruyordu. İşte bu nedenle Yeminli Mali Müşavirlik mesleği oluşturuldu. Üniversitedeki bir profesörden daha bilgi ve deneyim yüklü Maliye Bakanlığı’nda müsteşarlık ve hatta bakanlık yapmış bir deneyimin dahi üstünde bir görev olması arzu edilen bu meslek eski Maliye Bakanımız rahmetli Prof. Dr. Ekrem Pakdemirli döneminde çıkarılmış bir kanunla kurulmuştur. Bugüne kadar istenen noktaya gelemeyen mesleğin gelecekte layık olduğu yere geleceğine inanıyorum. Nitekim anonim şirketlerde denetim zorunluluğunu kaldırmak gibi etkinlikleri bulunan yeni çıkarılan Türk Ticaret Kanunu’ndan sonra kurulan Kamu Gözetim Kurumu ile getirilen Bağımsız Denetçilik müessesesi ile de birleşen yeminli mali müşavirler kamu idaresi, başta bankalar olmak üzere tüm özel sektör ve ülkemizin geleceği için önemli roller üstlenebilecek. Bu mesleği tercih etmemin esas nedeni bu yüksek mertebesidir. Mesleğimi icra etmeye başlarken eşimle sahip olduğumuz en güzel ve değerli varlığımız kızımız vardı. İşime onun ismini vermeyi uygun bulduk. Daha sonra oğlum oldu. Bugün oğlum soruyor ben ne olacağım diye, sanırım haklı. Bazı şeyleri yenilemenin zamanı geldi.
Daha önce denetim, teftiş vergi incelemesi gibi çeşitli alanlarda devlet memuru olarak çalıştınız. Şu an ise özel sektör içerisinde yer alıyorsunuz. Hangisinin daha zor olduğunu sorsak ne söylemek istersiniz?
Devlette denetim elemanı olarak çalışmak çok özel bir görevdir. Memuriyete ilk olarak Sayıştay Başkanlığı’nda başladığım için o görevin bana çok farklı bir katkısı oldu. Orada hem savcı hem hakim olmayı öğrenerek denetim yaptık. Mesleğe giren grubumuzun içinde hukuk fakültesi mezunu arkadaşlarımız da vardı. Kanunları okuma, yorumlama ve işlem tesisini isteme safhaları çok daha sağlıklı oluyordu. Maliye Bakanlığı’na geçince ilk şaşırdığım olay promosyonlarda hukuk mezunu arkadaşların olmamasıydı. Bu durumda kanun maddelerinin yorumlanması ve işlem tesisinde hataların artmasına ve mükellef ile devlet arasında husumete yol açıyordu. O dönemde incelenecek mükellef meslek ve grupları Bakanlık turne onaylarında genel olarak belirlenir, inisiyatif denetim elemanına bırakılırdı. Bunun objektif uygulamalarda çok güzel eğitici ve yönlendirici sonuçları olurdu. Ancak sınırlı örnek de olsa taraflı seçimlerde mağduriyetlerde yarattığı olabiliyordu. Aslında şu anda da mesleğimin özel sektör içinde yer alıyormuş gibi değerlendirilmesi doğru olmaz. Özel sektörile kamu arasında iletişimi kuran mali bir raporlama veya bağımsız denetçilikte tarafsız bir denetleme görevini mühür kullanarak kamu adına yapmaktayız. Mühür vurmadığımız danışmanlık ise tarafsız bir bilgilendirmedir. Ayrıca mesleğimize zor veya kolay diye yaklaşmak doğru olmaz sadece Maliye Bakanlığı uygulamalarının yorumlar ile yürütüldüğü ve hatta muktezaların bile denetim birimleri tarafından bağlayıcı olarak yorumlandığı bugünlerde dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir sorumluluk anlayışı ile mesleğin yaşadığı sıkıntılar hicap vericidir. Önümüzdeki süreçte bu tür sıkıntıların etkin ve sonuca odaklı görüşmelerle çözümleneceğini düşünüyorum. İdare ve yargı arasında müstakar hale gelen yargıkararları doğrultusunda yapılacak uygulama geliştirmelerinin de bu tür sorunları azaltabileceğine inanıyorum.
Bir dönem siyasetin içinde yer almak gibi bir hevesiniz vardı. Kısa bir süre siyasi faaliyetlerde bulundunuz. Bu süreçte neler yaşadınız?
Benimkisi seçilmek için bir heves değildi. 12 Eylül öncesi hiçbir siyasi düşünceye taraf olmadan fakülteyi bitiren bitaraf kalmayı bilen objektif olmaya çalışan pragmatik bir insandım. Bu ilkelerim kamu hizmetimde de devam etti. Devletçiliğe de yurttaşlara da taraf olmadım. Ancak devleti saymayan işverenlerle veya ülkenin parasını hukuksuz bir şekilde yurt dışına kaçıran kişilerle hukukun verdiği yetki içerisinde mücadele etmeye çalıştım. 2003 yılında siyasete girmek arzum da bu çerçevede oluştu. Atatürk’ün Nutuk’ta meclisin seçilen milletvekillerine bir nasihati vardır. “Efendiler her şeyi mahvedebilirsiniz ancak bu meclisin itibarına zarar veremezsiniz. Buna hiçbirinizin hakkı yoktur” nasihatini dinleyerek siyaseti hedefledim. Bir yandan o günlerde devlette çalışırken inceleyip büyük vergi ve cezalar yazdığım firma sahiplerinin siyasette cirit atması bana bu sefer İsmet İNÖNÜ beyefendinin nasihatini hatırlattı. O da “Bir memlekette namuslular da namussuzlar kadar cesur olmazsa o memlekette kurtuluş yoktur” demiştir. Bu olaylar bende o dönem oluşan duygu ve düşünce ile ülkeme sahip çıkma ve bildiklerimi toplumla paylaşma arzusu oluşturdu. Bunun yapılacağı en sağlıklı mecra da siyasetti. Kaldı ki rahmetli kurucu hocam Prof. Dr. Tarık Zafer TUNAYA Hocamız Atatürk’ün “GERÇEKLERİ SÖYLEMEKTEN KORKMAYINIZ “ sözü ile bizleri yetiştirmişti. Siyasal Bilimler Fakültesinde okumuş, siyasetin kendisine hiçbir zaman taraf olmamış bir demokrat karakter olarak Uzanların siyasete girmesiyle netleşen siyasete girme arzuma rağmen 2003 yılında kendime önce siyaset yapacak bir parti bulamadım. Çünkü; eski partiler meclisin itibarını yok edip içinden bir kısmı ülkede siyasetçi yetiştirmeyip, yetiştirdiklerini bile kaybedip başına yurt dışından ithal siyasetçi getiren, bir kısmının geçmiş keskin görüşlerini bırakmaması bir kısmının yüce Atatürk’ün milliyetçiliğinin dışında milliyetçilikler bir kısmının İslamcılık bir kısmının da liderlerinin hakkında devlet aleyhine işlenen suç veya cürümlerden dolayı dava açılmış olması benim parti bulmamı engellemişti. Ben de siyaseti bağımsız yapmayı istedim. Ancak o durumda da harcanması gereken parayı bulmam mümkün değildi. Sonunda sadece ve sadece doğruları söylemek için siyaset ülküsüyle çocukluğumuzun idolü Sayın Saadettin TANTAN Bey’in kurmuş olduğu Yurt Partisi’nde kendi imkânlarımla siyaset yapmaya karar verdim. Yurttaş yaratma konusunda sıkıntılar yaşamış iç ve dış siyasetin oyuncağı olmuş bir mecrada yurdu böldürmeye çalışan güçlere, ülkeyi ekonomik olarak da soymaya çalışan kişilerin olduğu bir mecrada Yurt Partisi benim için ideal bir parti oldu. Önce bir avukat olarak görev yapan Şinasi ÖZER Bey ile bir araya gelerek il örgütünü kurduk, ofis kiraladık, bayrak aldık derken Saadettin Bey’i bile ikna ederek Bursa’da Fomara Meydanı’nda miting yaptık. Ben bu süreçte partinin güncel işlerinden, mevkiili topluluklar karşısında yapılacak konuşmalara kadar her kademesinde keyifle çalıştım.

İmkanınız olsa yeniden siyasette yer almak ister misiniz?
Bir şeyi keyifle yapınca çok şey öğreniyorsunuz. Bugün ülkemizde bulunan mevcut seçme ve seçilme yasalarına ve teamüllerine göre tekrar siyaset yapmayı arzu etmem. Rahmetli annemden öğrendiğime göre iki hırs insanın sonunu getirir. Birisi makam diğeri para hırsıdır. Vicdanlı ve dürüst olacaksan ikisinden de uzak ol çalışkan ol rızkın çıkar derdi. Nur içinde yatsın beni hep çalışkan ol diye diye yetiştirdi. Bu nedenle siyaseti yaptım ve keyif aldım. Şimdi ailemin rızkı için ve genç arkadaşları yetiştirip ışık olmak için çalışıyorum.
Bugüne kadar yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli seminer ve konferanslara katılımda bulundunuz. Bu seminer ve konferanslardan elde ettiğiniz kazanımlar nelerdir?
Türkiye’de meslek örgütleri meslekleri için geçmiş ve geleceği yönetebilecek potansiyeldeki arkadaşlar tarafından yönetilmemiştir. Bugüne kadar meslek örgütleri siyaseti düşünen veya burada mevcut yapıyı muhafaza ile kendini mesul sayan yöneticiler tarafından yönetilmiştir. Herkesin de günahını almayalım ama yönetimlerin çoğu meslekte önce meslektaşları için çalışan bir yapıya tam olarak maalesef kavuşmamışlardır. Eksikleri çoktur umarım süreç içinde eksikleri tamamlanır. Ben hep 634 Sayılı kat malikleri yasasını örnek olarak veririm. Doğrudan demokrasinin en güzel örneği olan bu yasa ülkemizde yaşayanlar tarafından benimsenmediği sürece demokrasimiz de gelişemez. Bakanlıkta çalışırken de yurt içinde yabancı heyetlerle toplanır yurt dışına onların toplantılarına katılırdık. Onlar bize şaşarlardı. Sizden her toplantıya farklı bir kişi geliyor biz de her gelene her şeyi yeniden anlatarak zaman kaybediyoruz diye bu hata maalesef ülkemizde çoğu özel sektörde de devam ediyor. Devlette, kurumlarda devamlılık esastır. Umarım gelecekte Türkiye’ de sanayici olan insanlarda bu esasa uygun şirket yapıları oluştururlar ve ülkemiz geleceği yakalar. Yurt içi ve yurt dışı eğitim ve seminerler bize bunun zamanının geldiğini gösteriyor.
Son olarak mesleğinizle ilgili ileriye dönük hedefleriniz nelerdir?
Ülkelerin sağlıklı kalkınması mesleklerin kendini geliştirmesi ve geleceğini temsil edecek meslektaşlarını yetiştirmesi ile mümkün bugün ülkemizde bazı şeyler yapılmaktadır. Ancak meslek okullarının açılması sekteye uğramış sanayimiz başta olmak üzere tüm meslekler büyük bir karamsarlık içindedir. Bir kere meslek okulları her mesleğin çıraklığının da yapıldığı uygulamalı bir yapıya tekrar dönerek çalışmalıdır. Meslek okullarının kurulması konusunda devlete büyük bir görev düşmektedir. Meslek okulu deyince her tür mesleki teknik okulların yapılması için vergi kanunları değiştirilmeli ve Meslek Okulu kurmak üzere kurulacak dernek ve veya vakıf gibi yapılara işverenler tarafından yapılan tüm bağış ve yardımların hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın vergi matrahından indirilmesine imkan sağlamalıdır. Bugünkü mevzuata göre bu mümkün değildir. Mevzuatta bu amaçtaki toplulukların Bakanlar Kurulundan vergi muafiyeti zorunluluğu almak gibi kısıtlayıcı bir hüküm bulunmaktadır. Halbuki bir mahalle veya sanayi topluluğu dahi bir araya gelerek kuracağı bir dernek veya vakıf ile meslek okulu yapabilmeli ve bunu vergiden düşebilmelidir. Tek bir kişinin veya şirketin okul yapması gibi arzuyu içeren bugünkü mevzuat ülkemizin geleceğinin önünü kesmektedir. Bizler de BALKANSİ- AD’ın kurucuları ile çıktığımız yolda bir eğitim kurumunu ülkemize kazandırmak için çalışıyoruz. Umarım bu ülkenin tüm sanayicilerinin de ihtiyacı olan teknik okulların kuruluşu için mevzuat engeli olumlu bir anlayışla aşılır. Gördüğünüz gibi mesleğimizin ileriye dönük hedefi bitmez çünkü toplum oldukça ekonomi olacak ve kamu ile özel sektör arası hukuki bir düzenleme ve bunun uygulayıcı ve denetçileri ile gözleyicileri hep olacaktır. Benim de hedefim mesleğimi yaptığım sürece en iyisini, en güzelini yapmaktır. Saygılarımla.

+90 224 252 49 39
DE
TR
EN